top of page

DANSE MACABRE

29 Eyl
2 dakikada okunur

‘‘Gece yarısı kemanını çalar ve kış rüzgârı altında iskeletler dans eder.’’

-Henri Cazalis


Işık süjeleri kandırmasın; gün başlarken bizler, hayatlarından kırıkları mezara taşıyan karıncalar olmayı seçeriz. Ne güneşten bizlere akan geleceği vadeder oysa ne de üstünden geçtiğimiz yollar nirengimizdir; gerçeğin pençesi sarmaldır. Zaman kumaşında "an"a ait her olgu bu deseni izler; her bir dönüşünde dün ve yarın, sarmal yayında baştan yazılır. Bu, evrenin yaşayan varlıklarla sonsuz dansıdır; ölüm, yaşamla bu şekilde tanışır.


Bu zarif valsin her adımında seni bekleyen bir başka beşerî değer vardır; insanın doğumundan gelişimine, medeniyetlerin kurulmasından yıkılmasına dek ölüm, yaşayanın belinden kavrayıp onu piste sürükler. Görmek isteyenlere cümbüşü andırır, arkasına bakmadan kaçanlar da elbet vardır. Danse Macabre (Ölüm Dansı), Orta Çağ Avrupası’nda ortaya çıkmış bir "Memento Mori" alegorisidir (Britannica, t.y.).


Önce elini uzat; ulaşmaya çalıştığın her şey gökyüzüne asılmış bebek oyuncaklarıdır, tabii bunu bilsen de bilmesen de ulaşmak senin ilk içgüdündür. Beşiğinden kalktığında gözlerin bu sahneyi tanıyacak, bedenin bu yola çekilecek; sana ait olmayandan seni taşımasını istediğin yerler olacak. Bu yüzden ilerleyeceksin; adımlarında endamı olacak insan iradesinin, merakın ve ana anlam katan her bir hissin; çünkü bunlar olmadan bu dansa kalkan bir varlık görülmemiştir.


Zamanın çürütecekleri için adımların hızlanacak; dönüşlerde geriye bakmak isteyeceksin belki ama aradıkların artık ulaşılamaz bir vahadan ibaret, tek seçenek gelecek. Yazgımız ise bellidir aslında: Camdan gözler, narin hayatlar… Bizden ötesinde yalnızca hayal kırıklıkları olabilir. Fakat dansa katılan kimse gökyüzünden duvar kâğıtlarını yırtamaz; sarmal içe doğru mu, dışa doğru mu anlayamaz. Mezar kimseyi kovalamaz fakat kaçanların ayağı her daim kayar. Bu kehanetler, Memento Mori, yüzyıllar ötesinden mesaj niteliğinde alın yazındır; ne de olsa okumayı söktüğünde ışıklar çoktan kararmıştır.


14. yüzyıla bir bakış, bizlere Danse Macabre fikrinin doğumuna şahitlik şansı verir. Kara Veba sonrası nüfusunun üçte biri ölmüş bir kıtada insan her zamankinden daha kırılgan, ölüm melekleri her zamankinden daha yorgundur. Kıtlık üstüne kıtlıklar, Yüz Yıl Savaşları ve getirdiği dehşetler beraberinde; ölüm korkusu insanlara göz kapaklarının içinden daha yakındır. ‘‘Memento Mori’’ yani ‘‘Ölümü Hatırla’’ ilkesi, bu toplumsal travmanın bizlere armağanıdır (Britannica, t.y.).


Herhangi bir köy eğlencesini andıran tasvirlerde toplumun istisnasız her kesiminden insan, ölülerle el eledir; müzikler eşliğinde eğlenir. Bir kral, bir papa, bir rahip, bir asker, bir tüccar, bir köylü ve bir çocuktan oluşan alay; bir sosyoekonomik cümbüşü temsil eder, kimsenin bu oyundan cayma hakkı yoktur. Amaç ise ölümlülük kavramına kara mizah katabilmektir; grotesk pencereden baktığımız bu cesetlerle ölümün absürtlüğünü anlayabilmemizdir. Duvar fresklerinde ve gravürlerdeki tasvirlerde ölümle diyaloglar bile bulunur; korku ve inkârla haykıran insanların çığlıkları, gün sonunda bizler için ölüm gerçeğinin altında kalmış inlemelere dönüşür.


Tek bir noktadan başlayıp merkeze doğru mu dans ederiz, keman sololarında son çemberde mi oluruz bilemeyeceğiz ama bu sahnenin aktörleri olarak tek bir sarmal hakkımız olduğunu bilmeliyiz. Ölüm kavramı bize her hatırlatıldığında bu sarmaldaki yerimize bir ışık tutulur; görmek isteyen için ölüler, her adımını tutkuyla atarlar.


Kaynakça

Britannica, T. Editors of Encycl opaedia. (t.y.). Dance of death. Encyclopedia Britannica.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page