Değişimin Başlangıcı ve İnsanın Akıştaki Özgürlüğü Üzerine
İnsan zihni, kaosu evcilleştirme telaşıyla yaşar. Hayatımızı kronolojik kompartımanlara ayırır, her büyük dönüşe hayali bir "milat" kazırız. Paul Valéry’nin de ihtar ettiği gibi; başlangıcı sonradan icat etme hevesimiz, aslında akışın mülkiyetini ele geçirme çabasıdır (Valéry, 1997). Değişimin bir "an"da, bir kararla başladığına inanmak isteriz; çünkü başlangıç bizdeyse, dizginler de bizdedir. Bu, sarmalın amansız devinimine karşı insanın kurduğu trajik bir illüzyondur. Oysa olası başlangıç, bu kurucu irade arzusunun çok ötesinde, insan bilincinin kesinleştiremeyeceği bir durumdur.
Bu bilinemezlik, Heidegger’in "fırlatılmışlık" (Geworfenheit) kavramında vücut bulur; bu kavram hayali başlangıç noktasını elimizden alır. Bu kavrama göre biz, çoktan dönmekte olan devasa bir sarmalın içine, seçmediğimiz bir koordinata bırakılmış yolcularız (Gündoğdu, 2012). Dolayısıyla biz değişimi başlatan o muktedir parmak olamayız. Var olan akışın içinde, var olan değişime düşeriz. Bu bizi kaçınılmaz olarak Jorge Luis Borges’in labirentlerine sürükler. Nereden geldiğini bilmeyen insan, kendini her an genişleyen, dallanan ve sonu gelmez koridorlardan oluşan bir anlatının ortasında bulur. Borges’in labirentlerinde başlangıç, her zaman bir başka rüyanın içine uyanmaktır; kendi hikâyemizin başlangıcını yaşadığımızı sanarken, bizden çok önce kurulmuş kozmik bir kurgunun kucağına düşeriz. Burada, başlangıcı dondurulmuş bir "an" olarak değil, her katmanda kendini yeniden şekillendiren bir süreklilik şeklinde yaşarız (Borges, 2013).
Peki, değişim süreci bizden başlamıyorsa ve biz sadece bir akışın içinden geçiyorsak, özgürlük nerede gizlidir?
Foucault’nun penceresinden bakıldığında milyarlarca kuklavari insan görürüz. Sistem ve söylem ağlarının ince işçiliğiyle dokunmuş insancıklar, özgürlüğü ancak bir yan etki olarak deneyimleyebilir (Foucault, 2011). Genel bakıldığında kuşatılmış insan düşüncesi caydırıcı olabilir. Ancak bu kuşatılmışlık, bizi tamamen mahkûm edemez. Değişimin varlığını ve hızı belirlenmiş mekaniğini seçemeyiz; bu bizim varoluşsal yazgımızdır. Fakat bu hareket halindeki zeminde nasıl bir konum alacağımızı biz belirleriz. Özgürlük, zeminin dönüşünü durdurmak değil, o akışın üzerinde nasıl yürüyeceğine karar vermektir. İnsan, üzerine bindiği bu sarmalın hızına karşı ister koşar, ister yavaşlar, isterse durmayı seçer. Sartre’ın belirttiği gibi; "Önemli olan size ne yapıldığı değil, size yapılanla sizin ne yaptığınızdır." Seçim, süreci sıfırdan inşa etmek değil, içine fırlatıldığımız sarmalda bir karşılık verme etiği ve kendi hukukunu inşa etmektir.
"Kendi kıyılarıma fırlatıldım, şimdi bu yabancı toprakta kendi yasalarımı yazıyorum."
-Nilgün Marmara
Peki, insan neden başlangıcı olmadığı değişimde özgürlük arayacaktır?
Çünkü sadece sürüklenen bir nesne olmaktan kurtulup, akışın içinde bir "özne" olarak kalabilmenin tek yolu, maruz kaldığı değişimle kendi iradesini çarpıştırabilmesidir. Özgürlük arzusu, anlamlı olmak ve anlamla kalmak etrafında döner. Ve insan anlama mecburdur. Bu süreçte belirlenmiş olanı kabullenmek, boyun eğmek değil; başlangıcın bize ait olmadığını ve akışın bizim dışımızda kurulduğunu soğukkanlılıkla idrak etmektir.
Sonuçta; başlangıç olma arzumuz bir sanrı, fırlatılmışlığımız bir kabul, akışta nasıl konumlandığımız ise tek hakikatimizdir. Asıl özgürlük ise, sarmalın bizi dilsiz bir nesneye dönüştürmesine karşı, bitmeyen devinimin her halkasını kendi anlam dizgemizin bir cüzü haline getirme ve yabancısı olduğumuz bu akışı kendi irademizin diliyle konuşturma inadımızda saklıdır.
...Neyse
varsın sen; ve ben, elbet bulacağım bir yol varsa eğer bir yol
ya da benim varsa, bir yol bulma yeteneğim yetersem buna…
-Oruç Aruoba
Kaynakça
Borges, J. L. (2013). Döngüsel yıkıntılar. Ficciones (Hayaller ve hikâyeler) içinde (s. 45-52). İletişim Yayınları.
Foucault, M. (2011). Özne ve iktidar. F. Keskin (Haz.), Seçme yazılar 2: Öznenin teknolojisi içinde. Ayrıntı Yayınları.
Gündoğdu, H. (2012). Heidegger’in fırlatılmışlık (Geworfenheit) kavramı ve dünyada-varlık analizi. Kaygı. Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Dergisi, (18), 45-62.
Valéry, P. (1997). Variété: Estetik kuramlar ve denemeler (B. Onaran, Çev.). Payel Yayınları.



Yorumlar