OKU KIR, DAİREYİ BÜK: ZAMAN
Varoluşun soyut kategorilerinden biri olan zamanın mahiyetini anlamak ve açıklamak kolay değildir. Zaman, doğrusal bir ok şeklinde akmaz; bilinç kendi üzerine doğru dönüp genişledikçe içe doğru ilmekler çizen bir sarmal oluşturur. Zamanı içe kıvrılan bir sarmal olarak görmek, kaygıyı azaltır ve yaşamı bir ‘’rekabet’’ olmaktan çıkarıp bir ‘’keşif’’ haline getirir. Gelecek ise henüz ulaşılmamış bir yer değil, kendimizi tam anlamıyla hatırladığımız o nihai farkındalık anının bir dışa vurumudur. Bizler sadece zamanın içinden geçmiyoruz; zaman, bizi kim olduğumuzun özüne dair taşıyan bir pusuladır. Kısaca zaman, başı ve sonu olmayan bir özyinelemeli evrim akışıdır. Her dönüşte aynı noktadan geçilirama farklı bir bilinç düzeyinde.
Zamanın ve zaman kavramının ne zaman farkına varıldığı bilinmemektedir. Pek çok doğa bilimleri tarihçisi, zaman kavramlarının gelişimini Antik dünyadaki gezegen hareketlerinin gözlemlenmesiyle ilişkilendirir. İnsanoğlunun zaman adını verdiği bu uçsuz bucaksız kavramı, birçok toplum farklı açılardan ele almıştır. Her bir tanım bu kavramı insan zihninde somut hale getirme ve söylenen olayın gerçekleşme anına göre zaman çizgisi üzerine yerleştirme ihtiyacı hissedilmesinden kaynaklanır.
Zaman sözcüğü için Bedia Akarsu’nun Felsefi Terimler Sözlüğü şu tanımı vermektedir: ‘’Oluş, gelip geçiş, değişme ve süreklilik biçimi; dönüşü olmayan bir doğrultuda birbiri ardına gitme. Zaman, sürüp giden bir çizgi olarak düşünülebilir; geriye doğru sonsuza dek uzanır (geçmiş), aynı zamanda ileriye doğru (geleceğe) akıp gider.’’ (Akarsu, 1979). Zamanla ilgi kavramsal düşünceler genellikle ontolojinin içinde bulunmuştur. Geleneksel realizm; konum, zaman ve uzayın insan bilincinden ayrı bir varlık olduğunu kabul eder. İdealizm ise aksine zihinden bağımsız nesnelerin varlığını reddeder, insan bilincinin bir tasarısı olduğunu kabul eder. (Yılmaz, 2022)
Zaman ile toplum arasındaki ilişkiyi ifade edecek şekilde toplumsal zaman (sosyolojik zaman)
kavramını bu denklemde bilmek gerekir. Bir toplumun şimdiki zamanını araştırmak, geleceğini tahmin etmek ve geçmişini açıklamakta olanak sağlar. Geleneksel Batı düşüncesine bakıldığında zaman; bir başlangıçtan bitişe giden düz bir çizgi şeklinde görülür. Bu görüş sürekli ilerlemeyi, birikimi ve geri dönülemez kaybı vurgular. Antik Yunan felsefesinin ve fiziğinin; doğa bilimleri ve Avrupa kültürüne, cisimlerin tek boyutlu mekanik hareketinin analizinden geliştirilen hareket kavramını miras bırakmıştır. Bu hareket kavramıyla yakından ilişkili olan ‘’hakim zaman’’ kavramı da tek boyutlu zaman anlayışının kendisidir. Bu anlayış; Avrupa kültürel geleneğinde hâlâ çok yaygındır ve zamanı, önüne geçilemez olarak geçmişten uzaklaşan ve amansızca geleceğe yaklaşan devamlı bir akış olarak sunar. (Taganov ve Saari, 2016)
Doğu halklarının kültürel tarihine bakıldığında farklı bir toplumsal zaman kavramı bulunmaktadır. Doğu halklarının görüşü, Batı’nın çizgisel ve ilerlemeci yaklaşımının aksine, evrenin doğal ritimlerine dayanan döngüsel bir yapıya sahiptir. Kozmogoninin ve tüm değişimlerin ana nedeni olarak ‘’döngüsel zaman’’ kavramı ile tanımlanır. Bu bakış açısında zaman, olayların değişen ve kendini tekrarlayan doğasıdır. Hinduizm’de ‘’Kala-Chakra’’, Taoizm’de ‘’Yin-Yang’’ veya kadim Türk toplumlarında ‘’12 Hayvanlı Takvim’’ buna örnektir. (Taganov ve Saari, 2016)
Türkçede zaman birçok sözcükle ifade edilebilir; bunlar arasında vakit, dehr ve rûzgâr sözcükleri vardır. Bunların Türkçe sözlüklerdeki tanımlarına bakıldığında Dîvânu Lugât’t-Türk’te ne zaman ne de vakit diye bir maddeye yer verilmektedir. Bununla birlikte her iki kelimenin de yabancı menşeli olması ve etimolojik tarihleri net olarak tespit edilememiş olması sebebiyle yapılan detaylı tarama kelime için öz Türkçe olan “öd” sözcüğüyle karşılaşılır. Fakat sözlükte ayrıca bir tanıma yer verilmemektedir. (Kâşgarlı Mahmud, 2020; Türk, 2021)
Zaman sözcüğünün güncel anlamlarından biri Misalli Büyük Türkçe Sözlük’te şöyle tanımlanmaktadır: “Olmuş ve olacak hâdiselerin birbiri ardınca cereyan edişinin düşüncemizde meydana getirdiği başı ve sonu belli olmayan soyut kavram, vakit”. (Ayverdi, 2010) Sonuç olarak zamana bir sarmal diyebilirim. Her bir dönüş, geçmişin birikimini şimdiyle birlikte geleceğe kontrollü bir şekilde savrulmasıdır.
Yazıyı Helene Weiss’in sözleri ile bitirmek istiyorum: “Yine de zamanın tam olarak ne olduğu sorusu açıklama gerektiriyor. Eğer varlık bengilikse ve bengilik de ebedi, değişmez, hareketsiz “dır”[is] ise zaman nedir? Yanıt zamanın Greklerce kabul edildiği gibi, geçse de tükenmeyip hep bir başka “dır” tarafından sonsuza dek takip edilen sürekli olmayan bir “dır” [is] olduğudur. Zaman böylece şimdilerin ardışıklığı olarak anlaşılır. Bu durum zaman ile bengilik arasındaki hem benzerliğe hem de karşıtlığa işaret eder. Her iki fenomen mevcudiyet/şimdilik ve sonsuza dek süregitme anlamına gelir. Bengilik her türlü değişimden, bölünebilirlikten ve ardışıklıktan (bu nitelikler mevcudiyetin kaybı anlamına geleceği için) muaf olmasına karşın aksine zaman esas olarak ardışıklıktır. Grekler böylece zamana mevcudiyet açısından yaklaşırlar ama yine de zaman onlara bir mevcudiyet eksikliği gibi görünür. Zaman bengilik karşısında yetersizdir, eksiktir.’’ (Weiss, 2019)
KAYNAKÇA
1)Akarsu, Bedia, Felsefe Terimleri Sözlüğü, Ankara: TDK yay., 2. Bsk., 1979.
2) Yılmaz, S. (2022, 24 Ocak). Zaman felsefesi.
3)Taganov, I., & Saari, V. E. (2016). Spirals of time and antitime. Nachrichten der Olbers Gesellschaft, (252), 10–15
4) Kâşgarlı Mahmud, Dîvânu Lugâti’t-Türk, Yay. Haz.: A: B. Ercilasun-Z. Akkoyunlu, TDK yay., Ankara 2020
5)Türk, Mahmud Sami, Zaman Algısı ve Thomas Mann’ın “Der Zaubergerg” Adlı Eseri Örneğinde Edebiyata Yansıması”, Sakarya Üniversitesi Sos. Bil. Enst., Sakarya, 2021.
6)Ayverdi, İlhan, Misalli Büyük Türkçe Sözlük, İstanbul: Kubbealtı 2010.
7)Weiss, Helene, “Heidegger’in Felsefesi Işığında Greklerdeki Varlık ve Zaman Kavramları”, çev: E. Çiftçi, ETHOS: Felsefe ve Toplumsal Bilimlerde Diyaloglar, Ocak/January 2019, 12(1), ss: 36-51.



Yorumlar